Brooklyn merkezli Haitili-Amerikalı sanatçı Daveed Baptiste, çalışmalarında Karayip kültürünü kutluyor. Sanat ve modayı bir araya getiren heykelsi tasarımlar yaratıyor.
Bu koleksiyon için ilhamını Haiti’den Miami’ye olan göç hikâyesinden aldı: “Denizi aşmayı, yolları, dalgaları ve göçü düşünüyorum. Tüm bunlar tasarımlarda akışkan, neredeyse hareket eden grafikler olarak kendini gösteriyor.”
Virgin Adaları’nda doğup büyüyen Igdaliah Pickering’in tasarımları Karayip kültüründen besleniyor. Sürreal dokular. Cesur renkler. Kendini ifade etmek için tasarlandı.
Bu koleksiyonda en küçük detaylara kadar odaklandı. Turkuaz-yeşil tonlarındaki denim gibi. “Renkler aracılığıyla kültürümden ilham aldım. Bir de Karayip insanına özgü o küçük ama güçlü dokunuş var.”
Tasarımcı. Terzi. Tekstil bilimcisi. Jimmy Latouche, Haiti doğumlu; NBA oyuncuları için takım elbiseler tasarlayan, sınırları aşan bir isim.
Klasik terziliği cesur renklerle buluşturan tasarımları, köklerinden ilham alıyor: “Bu koleksiyon için ilhamımı Karayipler’den ve Haiti’den aldım. Denimi plise, yapı ve hacim ekleyerek farklı formlarda yeniden yorumladım.”
Nicole Benefield, modern üniformayı yeniden tanımlıyor. Brooklyn doğumlu tasarımcı, işlevsel detaylar ve monokrom tonlarla yeni klasikler yaratıyor.
Erkek giyiminden ilham alan tasarımları, beklenmedik oranlarla zahmetsiz bir denge kuruyor: “Tasarım estetiğim aslında tam olarak kim olduğum: özgüvenli, sade ve biraz da maskülen.”
Waina Chancy, Haiti doğumlu bir tasarımcı. Zengin dokular ve mimari formlarla, köklerinden ilham alan tasarımlar yaratıyor. “Haiti çok canlı bir ülke ve bunu parçalarımda görebilirsiniz.”
90’larda, lise sonrası ilk işine Miami’de bir Gap mağazasında başladı. Denim tutkusunun başlangıcı da tam olarak orasıydı: “Her zaman modada olmak istediğimi biliyordum. Buraya taşındığımda bunun mümkün olduğunu fark ettim.”
2007 yılında kurulan Harlem’s Fashion Row, dünyanın dört bir yanından tasarımcıları
markalarla bir araya getiren bir ajans. Kapsayıcılığı ve yenilikçiliğiyle;
tarihsel olarak yeterince temsil edilmeyen sesleri ön plana çıkarıyor.
Brooklyn merkezli Haitili-Amerikalı sanatçı Daveed Baptiste, çalışmalarında Karayip kültürünü kutluyor. Sanat ve modayı bir araya getiren heykelsi tasarımlar yaratıyor.
Bu koleksiyon için ilhamını Haiti’den Miami’ye olan göç hikâyesinden aldı: “Denizi aşmayı, yolları, dalgaları ve göçü düşünüyorum. Tüm bunlar tasarımlarda akışkan, neredeyse hareket eden grafikler olarak kendini gösteriyor.”
Virgin Adaları’nda doğup büyüyen Igdaliah Pickering’in tasarımları Karayip kültüründen besleniyor. Sürreal dokular. Cesur renkler. Kendini ifade etmek için tasarlandı.
Bu koleksiyonda en küçük detaylara kadar odaklandı. Turkuaz-yeşil tonlarındaki denim gibi. “Renkler aracılığıyla kültürümden ilham aldım. Bir de Karayip insanına özgü o küçük ama güçlü dokunuş var.”
Tasarımcı. Terzi. Tekstil bilimcisi. Jimmy Latouche, Haiti doğumlu; NBA oyuncuları için takım elbiseler tasarlayan, sınırları aşan bir isim.
Klasik terziliği cesur renklerle buluşturan tasarımları, köklerinden ilham alıyor: “Bu koleksiyon için ilhamımı Karayipler’den ve Haiti’den aldım. Denimi plise, yapı ve hacim ekleyerek farklı formlarda yeniden yorumladım.”
Nicole Benefield, modern üniformayı yeniden tanımlıyor. Brooklyn doğumlu tasarımcı, işlevsel detaylar ve monokrom tonlarla yeni klasikler yaratıyor.
Erkek giyiminden ilham alan tasarımları, beklenmedik oranlarla zahmetsiz bir denge kuruyor: “Tasarım estetiğim aslında tam olarak kim olduğum: özgüvenli, sade ve biraz da maskülen.”
Waina Chancy, Haiti doğumlu bir tasarımcı. Zengin dokular ve mimari formlarla, köklerinden ilham alan tasarımlar yaratıyor. “Haiti çok canlı bir ülke ve bunu parçalarımda görebilirsiniz.”
90’larda, lise sonrası ilk işine Miami’de bir Gap mağazasında başladı. Denim tutkusunun başlangıcı da tam olarak orasıydı: “Her zaman modada olmak istediğimi biliyordum. Buraya taşındığımda bunun mümkün olduğunu fark ettim.”
2007 yılında kurulan Harlem’s Fashion Row,
dünyanın dört bir yanından tasarımcıları
markalarla bir araya getiren bir ajans.
Kapsayıcılığı ve yenilikçiliğiyle; tarihsel olarak
yeterince temsil edilmeyen sesleri ön plana çıkarıyor.